|
Gediz’in kimler
tarafından, ne zaman kurulduğu konusundaki bilgiler net olmamakla beraber Frigler tarafından M.Ö. 1000 ile 700 yılları arasında
kurulmuş olması ihtimali ağır basmaktadır.
Antik çağda Gediz, “Kadoi”
veya “Kadi” adını taşıyordu. Bu günkü Eskigediz’in binlerce yıl önce göl
olduğu rivayet olunmaktadır. Gediz çayı bu göle akmaktaydı. Kadi halkı Gediz
kayasının göle bakan tarafında merdivenler oluşturarak bu göle ulaşırlardı.
Yine inanışa göre bir gün şiddetli bir deprem neticesinde bu kaya ikiye
ayrıldı, gölün suları da açılan bu yarıktan akarak kayboldu. Bunların
doğruluğu tartışılmakla birlikte, bugün hala oradaki merdivenlerin varlığı,
bunların bittiği yerde kayıkların bağlandığı demir halkaların bulunması,
ayrılan iki kayanın, birleştiği takdirde birbirini tamamlayacak şekilde
durmaları, anlatılan ve inanılan bu olayları doğrulayacak niteliktedir.
M.Ö 676 yılında Kafkaslardan
Anadolu’ya gelen Kimmerler batıya doğru giderek Frig Ülkesini işgal ettiler.
Böylece Kadi (Kadoi) şehri de bunların himayesine girdi. Bu arada Batı
Anadolu’da gittikçe güçlenen Lidya Devleti vardı. M.Ö 607 yılında
Lidyalıların Kütahya ve Kadoi yöresini işgal etmeleriyle Gediz Lidya
topraklarına katıldı.Lidya hakimiyeti M.Ö 546 yılında Perslerin bu bölgeyi
ele geçirmelerine kadar devam etti.
M.Ö 334 yılında
Makedonya Kralı Büyük İskender Anadolu’yu girerek Persleri yaptığı savaşta
bozguna uğrattı. Bu tarihten itibaren Kadi ve çevresi Büyük İskender’in
hakimiyetine girmiş oldu.
Eski Çağda Kadi
şehrinin hakimiyeti sürekli el değiştiriyordu. Büyük İskenderin
ölümünden sonra imparatorluğu parçalandı ve birçok küçük devletçiklere
ayrıldı. Bu dönemde Kadi şehri bazı küçük krallıklarca yönetildi. M.Ö 2.
yüzyılın 1. yarısında Romalılar doğuya doğru ilerleyerek Makedonya’yı ele
geçirdiler. O sırada Kadi Bergama krallığının toprakları içindeydi. Bu
krallığın Roma’ya bağlanmasıyla Kadi’de M.Ö 133’ten itibaren Romalılar
dönemi başlamış oldu. 1000 yıldan fazla süre Roma döneminde Kadi bir site
devleti şeklinde yönetildi. Romalıların gücü ve ekonomik anlamda zenginliği
sayesinde Kadi canlı bir şehir haline geldi. Şehir devleti olan Kadinin
kendi kanunları ve parası bulunuyordu.Bu dönemde Kadi de olimpiyat
oyunlarına benzer bazı yarışmalar bile yapılmaktaydı. M.S 395’te Roma
imparatorluğu ikiye ayrılınca Kadi Doğu Roma’nın toprakları arasında kaldı.
Doğu Roma imparatorluğu sonralı Bizans ismiyle anılmaya başlandı.
Kadi Bizanslılar
döneminde bir piskoposluk merkezi olarak o dönemde önemli şehirlerden biri
oldu.Bizans döneminde şehirde birçok yapılar yapılmış olmasına rağmen
günümüze bunlardan pek fazla bir şey kalmamıştır.Şehrin Türklerce fethinden
sonra eski dönemden kalan bazı parçalar yapı malzemesi olarak
kullanıldı.Selçukluların 1071’de Malazgirt’te Bizanslıları yenerek zafer
kazanmaları küçük Asya da (Anadolu) yeni bir dönemin başlayacağının ilk
işareti gibiydi.Sürekli yapılan Türk akımlarıyla Bizans sarsılmaya
başlanmıştı.Sonunda Selçuklu Türklerinden Süleyman Şah İznik’i alarak bir
devlet kurdu.Kadi de böylece Türk idaresiyle tanışmış oldu.Fakat Kadi şehri
Haçlı seferleri sırasında Türkler ile Bizanslılar arasında sürekli el
değiştirmiştir.Selçuklu Sultanı Alettin Keykubat Kütahya’yı 1233’de kesin
olarak topraklarına kattı.1283 ‘de Selçuklular Kütahya’yı Germiyanlı
aşiretine yurt olarak verdiler.1300 de ise 1.Yahya zamanında
Germiyonoğulları beyliği kuruldu.1.Yahya Bey Kadi’nin fethi vazifesini
komutanlarından Umurbey’e verdi.Gazi Umurbey Bizanslılarla yapılan şiddetli
çarpışmalardan sonra Kadiyi fethetti.Türkmenler Kadi’ye (Gedos) demeye
başladılar.Şimdi kullanılan Gediz ismi de buradan gelmektedir.Germiyanlılar
yeni fethettikleri bu şehre ve çevresine bir çok Türkmen Aşiretlerine
yerleştirerek burayı bir Türk şehri haline getirdiler.Esnaf Kuruluşu olan
Ahilerde şehirde yerlerini almışlardı.Şehrin imarında yeni mahalleler
kurulmasında Ahiler önemli rol oynadılar.Germiyan Beyi Süleyman Şah kızı
Devlet Hatunun Osmanlı Şehzadesi Yıldırım Bayezıd ile evlendirdi.Kızının
çeyizi olarak Kütahya,Emet,Simav ve Tavşanlıyı Osmanlıya verdi.Gedos’u
vermeyişi buranın stratejik öneminden kaynaklanmaydı. Germiyan Beyi 2.Yakup
Bey Süleyman Şah’ın verdiği toprakları geri alabilmek için harekete
geçti.Kütahya’yı aldı.Yıldırım Beyazıt ise Kütahya’yı gelerek şehri tekrar
Osmanlılara kazandırdı.2.Yahya Beyi tutsak alarak bütün Germiyanlı
topraklarını Osmanlılara bağladı.Böylece Gedos 1290’da Osmanlılara
katıldı.Fakat 2.Yakup Bey hapsedildiği kaleden kaçarak Timur’a
sığındı.Ankara savaşından sonra Timur tarafından 2.Yakup Bey’e eski
toprakları geri verildi.Böylece tekrar Gedos Germiyanlıların eline
geçti.Fetret döneminde Gedos bazen Karamanoğullarının eline geçti.Germiyanoğulları
beyliği Osmanlı Hükümdarı Çelebi Mehmet’in Karamanlıları yenmesinden sonra
rahatladılar.2.Yakup Beyin erkek evladı olmadığı için ölümünden sonra
topraklarını Osmanlılara bırakmak istedi.Bu isteğine Edirne’ye giderek
Osmanlı Padişahı 2.Mehmet’e iletti.Geri döndükten bir süre sonra öldü.Onun
ölümüyle beyliğin toprakları Osmanlılara katılınca Gedos da kesin olarak
Osmanlı Hakimiyetine girmiş oldu.(1429)
Osmanlı döneminde
Gedos büyüme ve gelişmesini sürdü.Bir tarım ve ticaret merkezi haline
geldi.Bu dönemde şehrin Gedus şeklinde söylenmeye başlandı.Osmanlı döneminde
Gedus’a bir de mimari eserler yapıldı.Bunlar arasında Sunullah Çelebi
Külliyesi,Gazanfer Ağa Camisi ve hamamı sayılabilir.
Kütahya ünlü seyyah
Evliya Çelebi 1671’de Gedus’a gelmiş ve Seyahatname adlı eserinde Gedus’un
özelliklerinden bahsetmiştir.Gediz 1698-1820 yılları arasında soyodalıkla
idare edilmiştir.Bu dönemde Gedüs’ün başına Zalim soyodular geldi.Fakat
bunlar Osmanlılarca cezalandırıldılar.1820’de bu voyvodalık sistemine son
verildi.Gedüs ismi zamanla Gediz’e dönüştürüldü.
Gediz 1845 de Uşak’a
bağlı bir nahiye oldu.1851 yılında ise Kütahya sancağına bağlı bir kaza
haline getirildi.1866 yılında Gediz de ilk Belediye teşkilatı kuruldu.Gediz
19.yüzyılın ikinci yarısında başlayan bir felaketler dönemi
geçirmiştir.1920’lı yıllara kadar süren bu dönemde
yangınlar,depremler,seller,salgın hastalıklar ve kıtlıklar birbirini
kovaladı.
Balkan ve 1.Dünya
Savaşı dönemlerinde Gediz birçok evladını cepheye gönderdi ve şehitler
verildi.1915’de çok büyük bir yangın yaşandı.Koca şehirde bir iki cami ile
20 civarında ev kalmıştı.Şehrin yeniden inşasında önce halkın bir kısmı
civar köylere göçtü.Şehir tekrar inşa edilince tekrar geri döndüler.1.Dünya
savaşından sonra İtilaf devletleri ülkemizi işgal etmeye başlayınca buna
gösterilerle halk tepkisi Gediz’de yükseliyordu.Gedizliler Redd-i İlhak
cemiyetini kurdu.Daha sonra Sivas’ta kurulan Anadolu ve Rumeli Müdafa-i
Hukuk Cemiyetine katıldılar.Bütün savunma çabalarına rağmen 29 Ağustos 1920
günü Yunan İşgaliyle karşı karşıya kaldı.Yunan işgali dönemi 2 yıl sürdü. Bu
dönemde Gediz Yunan mezalimi altında kaldı.30 Ağustos 1922’de Yunanlılar
yenilerek birliklerinin büyük bir kısmını kaybedince Gediz’deki Yunan
birlikleri şehri 31 Ağustos 1922 de terk ettiler.Ertesi gün 1 Eylül 1922
sabahı 5.Süvari kol ordusu Gediz’e girdi.Böylece Gediz düşman işgalinden
kurtuldu.Cumhuriyet döneminde Gediz her alanda gelişmesini sürdürdü.Ancak
uzun dönemler olumsuzluklar yaşayan Gediz’in gelişmesi çok zaman
aldı.1940-1950 yılları arasında Gediz’de büyük bir değişim yaşandı.Şehrin
alt yapısı büyük ölçüde yenilendi.Sokak aydınlatmaları sağlandı.İmar
faaliyetleri hız kazandı.1941’de Millet bahçesi kuruldu.Bağcılığın gelişmesi
amaçlanmıştı.1944 yılında Gediz de bir deprem yaşandı.1945 de yaşanan sel
felaketinde üç kişi öldü.Pek çok ev yıkıldı.
1946 da ilk orta okul
açıldı.15 Haziran 1950’de Gediz elektriğe kavuştu.28 Mart 1970 de yaşanan
Gediz depremi 1086 kişinin ölümüne yol açtı.Deprem Gediz de büyük bir
yıkıntıya sebep oldu.Bakanlar kurulu kararıyla Gediz’in yeniden inşasının
şimdiki Yeni Gediz’in olduğu yerde yapılması kararlaştırıldı.3 ay gibi kısa
bir sürede Yeni Gediz’in inşasının büyük bölümü tamamlandı.Ertesi yıl halkın
büyük bölümü Yeni Gediz’e taşındı.Gediz’in imarı 1973’le kadar devam
etti.2000 yılında yapılan sayıma göre 20.521 olan nüfusuyla Gediz bugün alt
yapı meselesini çözmüş, Kütahya yolunun yapımının tamamlanmasıyla daha da
gelişecek olan bir şehrimizdir.
|